01.08.2026
CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girmesinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, "Kadınların yaşam hakkından vazgeçmiyoruz" dedi.
2026 yılının ilk altı ayında 150 kadının katledildiğini ve 151 kadının şüpheli şekilde yaşamını yitirdiğini açıklayan Gülsever; şüpheli ölümlerin derhal aydınlatılması ve şeffaf veri paylaşımı çağrısında bulundu.
Kadın cinayetlerinin cezasızlık, ekonomik bağımlılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden beslendiğini belirten Gülsever, kadınların karar mekanizmalarında eşit temsilinin hayati olduğunu vurguladı.
Gülsever, 6284 sayılı Kanun’un eksiksiz uygulanması, cezasızlığa son verilmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden yürürlüğe konulması için mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceklerini deklare etti.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girişinin yıl dönümünde genel merkezde kapsamlı bir basın açıklaması düzenledi. Türkiye'nin sözleşmeden tek taraflı çekilme kararını ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın politikalarını sert bir dille eleştiren Gülsever, 2026 yılının ilk altı ayına ilişkin acı bilançoyu kamuoyuyla paylaştı. Kadınların yaşam hakkı güvenceye kavuşana kadar mücadelenin aralıksız süreceğini vurgulayan Gülsever, şöyle konuştu:
“KADINLARIN YAŞAM HAKKINI KORUMAK, TEMEL BİR İNSAN HAKKIDIR”
Değerli basın emekçileri, Kıymetli kadınlar, Değerli yurttaşlarımız,
Bugün, Türkiye’nin ilk imzacısı ve ev sahibi olduğu, 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi’nin yıl dönümündeyiz. Ancak ne yazık ki bu sözleşme, AK Parti iktidarı döneminde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kararıyla, bir gecede feshedilmiş; Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmiştir. Bu karar, kadınların şiddetten korunmasına ilişkin hukuki ve kurumsal güvenceleri ciddi biçimde zayıflatmış, kadınların yaşam hakkını koruyan mekanizmaları işlevsiz hale getirmiştir. İstanbul Sözleşmesi yalnızca bir uluslararası metin değildir. O, şiddete uğrayan her kadının umudu, her çocuğun güvenliği, devletin ise kadınları şiddetten koruma yükümlülüğünün açık ifadesidir. Bu nedenle AK Parti iktidarının; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusundaki politikaları, uygulamaları ve sorumluluğu da kamuoyu tarafından eleştirilmeli ve demokratik denetime tabi tutulmalıdır. Çünkü kadınların yaşam hakkını korumak, hiçbir siyasi iktidarın tercihine bırakılamayacak kadar temel bir insan hakkıdır. Devletin görevi; kadınları şiddetten korumak, failleri etkin şekilde cezalandırmak ve hiçbir kadının yaşam hakkını kaybetmediği bir düzeni kararlılıkla tesis etmektir.
“BU RAKAMLAR BIİRER SAYI DEĞİLDİR, HER BİRİ HAYALLERİ YARIM KALAN BİR KADINDIR”
Bugün gelinen noktada, kadınların yaşam hakkını güvence altına alan bu sözleşmenin ortadan kaldırılması, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet karşısında yalnızca failleri değil, aynı zamanda bu mekanizmaları zayıflatan siyasi kararları da tartışmayı zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle AK Parti iktidarının, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın bu alandaki politikaları ve tutumu da açık biçimde eleştirilmelidir.
Bugün yaşadığımız acı tablo, bu yanlış kararların sonuçlarını gözler önüne sermektedir. 2026 yılının yalnızca ilk altı ayında 150 kadın öldürüldü. 151 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu rakamlar birer sayı değildir. Her biri hayalleri yarım kalan bir kadındır. Her biri annesini kaybeden bir çocuktur. Her biri vicdanımızda açılan derin bir yaradır.
“ŞÜPHELİ ÖLÜMLER NEDEN ARTIYOR?”
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre son yıllarda şüpheli kadın ölümlerindeki artış kaygı verici boyutlara ulaşmıştır.
Soruyoruz:
* Şüpheli ölüm nedir?
* Bu ülkede adli tıp yok mu?
* Deliller neden yeterince toplanmıyor?
* Bu dosyaların kaçı etkin şekilde soruşturuluyor?
* Kaçı cinayet olarak aydınlatılıyor?
* Kaçı sessizce kapatılıyor?
Kadınlar ölürken gerçeğin de toprağa gömülmesine izin veremeyiz.
DEVLET NEDEN VERİ AÇIKLAMIYOR?”
Kadın cinayetlerine ilişkin ayrıntılı ve düzenli resmi veriler neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
* Kaç kadın daha önce şikâyette bulundu?
* Kaçı hakkında koruma kararı vardı?
* Kaçı uzaklaştırma kararına rağmen öldürüldü?
* Kaçı boşanmak istediği için yaşamını yitirdi?
* Kaçı ateşli silahla öldürüldü?
* Kaçı çocuklarının gözü önünde katledildi?
Veri açıklamamak sorunu ortadan kaldırmaz. Tam tersine, görünmez hâle getirir. Şeffaf olmayan hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz.
“6284 SAYILI KANUN ETKİN UYGULANIYOR MU?”
6284 sayılı Kanun kadınları yaşatmak için çıkarıldı. Peki etkin uygulanıyor mu? Koruma kararları zamanında alınıyor mu? Elektronik kelepçe yeterince kullanılıyor mu? Risk analizleri bilimsel yöntemlerle yapılıyor mu? Koruma kararını ihlal eden failler hakkında caydırıcı yaptırımlar uygulanıyor mu? Bir yasa sadece yürürlükte olduğu için değil, uygulandığı ölçüde hayat kurtarır.
“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDEN TERK EDİLDİ?”
Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'ni ilk imzalayan ülkeydi. Ancak kadınları koruyan uluslararası en güçlü metinlerden biri olan bu sözleşmeden tek taraflı bir kararla çekildi.
Bugün soruyoruz:
* İstanbul Sözleşmesi'nden çekildikten sonra kadınları daha güçlü koruyan hangi yeni mekanizma kuruldu?
* Kadına yönelik şiddeti önlemek için hangi yeni politika geliştirildi?
* Kadınların yaşam hakkını güçlendiren hangi adım atıldı?
Bu soruların kamuoyunu tatmin edecek bir cevabı yoktur.
“KADINLAR NEDEN ÖLDÜRÜLÜYOR?”
Kadın cinayetlerini yalnızca polisiye bir olay olarak değerlendiremeyiz. Bu cinayetlerin kökünde eşitsizlik vardır. Ekonomik bağımlılık vardır. Cezasızlık vardır. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği vardır. Erkek egemen anlayış vardır. Kadınların yaşam hakkını koruyacak politikaların yetersizliği vardır.
“EŞİT TEMSİL, YAŞAM HAKKININ GÜVENCESİDİR”
Kadınlar nüfusun yarısını oluşturuyor. Peki ya yönetimde? Kabinede kadınlar nüfustaki oranları kadar temsil ediliyor mu? Valiler arasında, rektörler arasında, büyükelçiler arasında, üst düzey bürokraside, belediye başkanları arasında kadınlar hak ettikleri yerde mi? Hayır. Oysa kadınların karar mekanizmalarında eşit temsil edilmesi yalnızca demokrasi meselesi değildir, aynı zamanda yaşam hakkı meselesidir. Kadının sesinin olmadığı yerde kadının sorunu da görünmez olur.
“EKONOMİK BAĞIMSIZLIK HAYAT KURTARIR”
Şiddet gören birçok kadın, ekonomik gücü olmadığı için şiddet ortamını terk edemiyor. Çalışamadığı, geliri olmadığı, çocuklarının geleceğinden endişe ettiği için şiddet gördüğü eve mahkûm kalıyor. Kadınların ekonomik bağımsızlığını güçlendirmek, istihdamını artırmak, eşit işe eşit ücret sağlamak ve sosyal destek mekanizmalarını büyütmek; kadın cinayetlerini önlemenin en önemli yollarından biridir.
“KADINLARIN YAŞAM HAKKI PAZARLIK KONUSU YAPILAMAZ”
Kadın cinayetleri kader değildir. Şiddet kader değildir. Önlenebilir her kadın cinayeti, önlenmediği için işlenmiş bir toplumsal suçtur. Kadınları korumak devletin görevidir. Devlet; şiddeti önlemek, korumak, etkin soruşturmak ve adaleti sağlamak zorundadır. Bu yükümlülük yerine getirilmediğinde yalnızca kadınlar değil, hukuk devleti de yara almaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir kez daha ifade ediyoruz: Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu yapılamaz. Eşitlikten vazgeçmeyeceğiz. Laiklikten vazgeçmeyeceğiz. 6284 sayılı Kanun’dan vazgeçmeyeceğiz. İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; İstanbul Sözleşmesi yaşatır. Yaşatmak ise devletin görevidir.
“HİÇBİR KADIN ŞİDDET NEDENİYLE HAYATTAN KOPARILMAYANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”
Biz, kadınların korkmadan yürüdüğü sokaklar, şiddetsiz evler, eşit iş yerleri ve özgür bir gelecek için mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadınların sesi olmaya, hukukun üstünlüğünü savunmaya, şiddete karşı sıfır tolerans demeye devam edeceğiz.
Buradan iktidara açık çağrımızdır:
* Kadınların yaşam hakkını koruyan politikaları derhal hayata geçirin.
* 6284 sayılı Kanun’u eksiksiz uygulayın.
* Cezasızlık kültürüne son verin.
* Toplumsal cinsiyet eşitliğini tüm kamu politikalarının temel ilkesi haline getirin.
* Ve en önemlisi, İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden yürürlüğe koyun.
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak söz veriyoruz:
Kadınlar özgürce ve güven içinde yaşayana kadar, hiçbir kadın şiddet nedeniyle hayattan koparılmayana kadar, adalet herkes için eşit biçimde işleyecek bir Türkiye kurulana kadar mücadelemiz sürecektir.
Bugün bir kez daha hep birlikte haykırıyoruz:
İstanbul Sözleşmesi yaşatır!
Yaşasın kadın dayanışması!
Yaşasın eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelemiz!
05.10.2022
24.09.2022
24.09.2022
19.09.2022
19.09.2022
12.09.2022
12.09.2022