16.10.2026
CHP Kadın Kolları Başkanı Ayten Gülsever:
- “Üretici üretemiyor, tüketici sağlıklı gıdaya ulaşamıyor, çocuklar okula aç gidiyor! Bir ülkede çiftçi ürettiğini satamıyor, üretici emeğinin karşılığını alamıyor, vatandaş sofrasına et koyamıyor ve çocuklar okula aç gidiyorsa ortada yalnızca ekonomik bir sorun değil, derinleşen bir gıda ve sosyal adalet sorunu vardır.”
- “TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de her 100 çocuktan yaklaşık 37’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Bir çocuğun beslenme çantasının boş olması, yalnızca ailesinin yaşadığı yoksulluğun değil, kamusal politikaların da sorgulanması gerektiğinin göstergesidir.”
- “CHP Kadın Kolları olarak soruyoruz: Çiftçi üretirken zarar ediyor, vatandaş gıda fiyatları altında eziliyorsa üretimden sofraya uzanan zincirdeki sorunlar neden kalıcı biçimde çözülemiyor?”
- “Biz, üreticinin kazanamadığı, tüketicinin alamadığı, çocukların aç kaldığı bir düzeni normal kabul etmiyoruz. Üreten çiftçinin emeğinin karşılığını aldığı, her ailenin sağlıklı gıdaya erişebildiği, hiçbir çocuğun okula aç gitmediği bir Türkiye mümkündür.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Türkiye’de derinleşen gıda krizi, artan üretim maliyetleri, gıda denetim yetersizlikleri ve çocukların beslenme yetersizliklerine dikkat çeken Gülsever, gıdaya erişimin piyasa koşullarına bırakılamayacak kadar hayati bir insan hakkı olduğunu vurguladı. CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever, basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
Bir ülkede çiftçi ürettiğini satamıyor, üretici emeğinin karşılığını alamıyor, vatandaş sofrasına et koyamıyor ve çocuklar okula aç gidiyorsa ortada yalnızca ekonomik bir sorun değil, derinleşen bir gıda ve sosyal adalet sorunu vardır. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde Türkiye’nin karşı karşıya olduğu acı gerçeği bir kez daha hatırlatıyoruz: Gıda, yalnızca alınıp satılan bir ürün değil; yaşam hakkının, insan onurunun ve toplumsal refahın temelidir. Bugün Türkiye’de bir yanda üretim maliyetlerinin altında ezilen çiftçilerimiz, ürününü değerinde satamayan üreticilerimiz; diğer yanda temel gıda ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan milyonlarca yurttaşımız var. Tarlada emeği karşılık bulmayan ürün, pazarda ve markette vatandaşın ulaşamayacağı fiyatlarla satılıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu zincirin en ağır bedelini ise yoksul aileler ve çocuklar ödüyor. Üreticinin kazanamadığı, tüketicinin alamadığı bir düzende gıda güvencesi sağlanamaz. TÜİK’in 2025 verilerine göre Türkiye’de her 100 çocuktan yaklaşık 37’si yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. TÜİK’in 2024 çocuk istatistiklerinde yer alan maddi yoksunluk göstergeleri de çocukların yeterli ve dengeli beslenmeye erişiminde yaşanan sorunları ortaya koyuyor. Bir çocuğun beslenme çantasının boş olması, yalnızca ailesinin yaşadığı yoksulluğun değil, kamusal politikaların da sorgulanması gerektiğinin göstergesidir. Hiçbir çocuk, ailesinin gelir durumu nedeniyle yeterli beslenmeden mahrum kalmamalıdır.
“ÜRETİCİ AYAKTA KALAMIYOR, HAYVANCILIK DAR BOĞAZDA”
Çiftçimiz artan mazot, gübre, yem, enerji ve işçilik maliyetleriyle mücadele ediyor. Üretici, çoğu zaman emeğinin karşılığını alamıyor; ürününü satamadığında tarlada bırakmak, maliyetinin altında satmak ya da üretimden vazgeçmek zorunda kalabiliyor. Hayvancılıkta üretimin sürdürülebilirliği de ciddi bir politika meselesidir. Yem ve diğer girdi maliyetleri, hayvan yetiştiricilerinin gelir-gider dengesini zorlarken et fiyatları dar gelirli ailelerin sofrasından eti giderek uzaklaştırıyor. İthalat, yerli üretimin yerine geçen kalıcı bir çözüm olarak görülemez. Türkiye’nin ihtiyacı; çiftçisini ve hayvan yetiştiricisini destekleyen, yem maliyetlerini düşüren, yerli üretimi planlayan ve tüketicinin uygun fiyatla sağlıklı gıdaya erişmesini sağlayan sürdürülebilir bir politikadır. Kendi üreticisini koruyamayan, üretimini planlayamayan bir ülke gıda güvencesini kalıcı biçimde sağlayamaz.
“SAĞLIKLI GIDA BİR TERCİH DEĞİL, HAKTIR”
Gıda güvenliği konusunda kamuoyuna yansıyan denetim ve tağşiş iddiaları, uygunsuz ürünler ve gıda kaynaklı sağlık riskleri toplumun kaygılarını artırıyor. Her yeni skandal iddiası, vatandaşın sofrasına koyduğu gıdanın güvenilir olup olmadığını sorgulamasına neden oluyor. Et ve et ürünleri başta olmak üzere, vatandaşın tükettiği gıdaların nereden geldiğini, hangi koşullarda üretildiğini, taşındığını ve denetlendiğini bilmeye hakkı vardır. İthal edilen ürünler de dâhil olmak üzere piyasaya sunulan tüm gıdalarda izlenebilirlik, etkili denetim ve şeffaflık sağlanmalıdır. Sağlığa aykırı olduğu tespit edilen ürünlere karşı gerekli işlemler gecikmeden yapılmalı; denetim sonuçları kamuoyuyla açıkça paylaşılmalıdır. Burada mesele ithal edilen her ürünü sağlıksız ilan etmek değildir. Mesele, yerli veya ithal ayrımı yapılmaksızın, soframıza gelen her ürünün aynı bilimsel ölçütlerle denetlenmesi ve halk sağlığının eksiksiz korunmasıdır. Vatandaş ne yediğini bilmeli; devlet, vatandaşın güvenilir gıdaya erişimini güvence altına almalıdır.
“CUMHURİYET HALK PARTİSİ KADIN KOLLARI OLARAK SORUYORUZ”
Bu soruların yanıtı, yalnızca ekonomik göstergelerde değil; tarladaki üreticinin, pazardaki esnafın, mutfaktaki annenin ve okul sırasındaki çocuğun yaşadığı gerçeklerdedir. Çünkü gıda politikası yalnızca tarım politikası değildir. Aynı zamanda sağlık, eğitim, sosyal adalet, kadınların ekonomik güvencesi ve çocukların geleceği meselesidir.
Bir anne, çocuğunun beslenme çantasını hazırlarken çaresizlik yaşamamalı; bir çiftçi, bir yıl boyunca emek verdiği ürününü satamadığı için üretimden vazgeçmemeli; bir hayvan yetiştiricisi maliyetler altında ezilmemeli; hiçbir yurttaş sağlıklı gıdaya ulaşmak için temel ihtiyaçlarından kısmak zorunda kalmamalıdır.
Türkiye’nin kaynakları, üreticisini ayakta tutmak ve halkının sofrasını güvence altına almak için kullanılmalıdır. Gıdaya erişim, piyasanın insafına veya ailelerin gelir durumuna terk edilemeyecek kadar temel bir haktır. Biz, üreticinin kazanamadığı, tüketicinin alamadığı, çocukların aç kaldığı bir düzeni normal kabul etmiyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak üreticinin emeğini, halkın sağlıklı gıdaya erişimini, kadınların ve ailelerin ekonomik güvencesini, çocukların yeterli beslenme hakkını savunmaya devam edeceğiz.
Unutulmamalıdır ki sofradaki yoksulluk, tarladaki sorunlardan bağımsız değildir. Üreticiyi korumadan tüketiciyi, tüketiciyi korumadan da toplumsal refahı koruyamayız.
Üreten çiftçinin emeğinin karşılığını aldığı, her ailenin sağlıklı gıdaya erişebildiği, hiçbir çocuğun okula aç gitmediği bir Türkiye mümkündür. Bunun için gıda, üretim ve sosyal politika anlayışının insanı merkeze alan bir yaklaşımla yeniden ele alınması gerekmektedir.
05.10.2022
24.09.2022
24.09.2022
19.09.2022
19.09.2022
12.09.2022
12.09.2022