24.10.2026
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te düzenlenen 'Milli Bilinç Güçlü Türkiye' programında konuştu: 'Her mutfakta yangın var, sorunlarımızı emperyal güçler değil, aklımızı kullanarak biz çözeceğiz!'”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:
- “Gaziantep sanayisinde 100 binden fazla işçi çıkarılmışsa, 19 dev şirket konkordato ilan etmişse bunun sorumlusu sanayici değil, devleti yönetemeyenlerdir.”
- “Borsada 455 bin 758 kişi mağdur edildi, 830 milyar liralık soygun yapıldı. Bu soyguncuların ve vurguncuların listesi derhal açıklanmalıdır!”
- “Gaziantep'te takipteki banka borcu 30 milyar liraya, kişi başı bireysel borç 188 bin liraya ulaştı; icra dosyası sayısı 300 bini aştı.”
- “Faiz haram diyenler en büyük faizci oldu! Çalınan her kuruş yetimin, esnafın, şehidin hakkıdır; hesabını sormak benim boynumun borcudur.”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gaziantep programı kapsamında düzenlenen “Milli Bilinç Güçlü Türkiye - Yükselen Sanayici, Kazanan Çiftçi” buluşmasına katılarak sanayiciler, çiftçiler, esnaflar ve gençlerle bir araya geldi. Konuşmasında Gaziantep’in Millî Mücadele’deki kahramanlık tarihine ve sanayideki küresel gücüne vurgu yapan Kılıçdaroğlu; derinleşen ekonomik krizden borsa vurgununa, Siyasi Ahlak Yasası ihtiyacından kentteki borçlanma ve icra verilerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulundu.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun programda gerçekleştirdiği konuşma şöyle:
Hepinize teşekkür ederim. Beni, beni dikkatle sevgili gençler teşekkür ederim. Beni dikkatle dinlemenizi isterim. Çünkü söyleyeceğim, anlatacağım konuların büyük bir kısmı sizin geleceğinizle ilgili, ülkemizin geleceğiyle ilgili.
Elbette slogan atabiliriz, elbette konuşabiliriz, elbette heyecanlanabiliriz. Ama Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu şartlar sıradan şartlar değil. Her mutfakta yangın var. Her mutfakta sanayicinin sorunu var, esnafın da sorunu var, çiftçinin sorunu var, üniversiteye giden öğrencinin de sorunu var, çalışanın sorunu var, işsiz olanın da sorunu var. Evlerde, mutfakta yangın varsa kadının da sorunu var, ailenin sorunu var, gençlerin sorunları var, üniversitelerde sorun var.
Şu anda bulunduğumuz tablo sorunsuz bir Türkiye tablosu değil. Tam tersine her alanı sorun olan bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıyayız. Ve dolayısıyla bize —yani Cumhuriyet Halk Partisi'ne, yani cumhuriyetçilere, yani halkçılara, yani gençlere, yani çiftçilere, üreticilere, sanayicilere, tacirlere, toplumun her kesimine— büyük görevler düşüyor. Eğer bu ülkede yaşıyorsak, beraber yaşıyorsak var olan sorunları beraber çözmek zorundayız. Sorunlarımızı emperyal güçler gelip çözemezler, dost diye bildiğimiz ülkeler gelip çözemezler. Sorunu biz çözmek zorundayız, biz sorunları aşmak zorundayız. Kavgalardan ötürü kavga yapmadan aklımızı kullanarak, hırslarımızı kontrol ederek sorunları çözmek zorundayız. Yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, erkeğiyle sorunlara kilitlenmek zorundayız ve her soruna tutarlı çözümler üretmek zorundayız. O nedenle Cumhuriyet Halk Partisi'ne büyük görev düşüyor. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel görevi ülkenin içinde bulunduğu bu çıkmazdan bu ülkeyi çıkarmaktır. Beraber mücadele ederek buradan Türkiye'yi çıkaracağız, bunu yapmak zorundayız. Ülkeye ve bizim insanlarımıza borcumuz var.
Siyaset, sorun çözme sanatıdır. Siyaset sorunlara kilitlenme sanatıdır. Siyaset zenginleşme aracı değildir, köşeyi dönme aracı değildir. Mutfakta yangın varsa sorumlusu siyaset kurumudur, yönetenlerdir. Üniversite gençliği memnun değilse sorumlusu siyaset kurumudur, ülkeyi yönetenlerdir. Ülkeyi yönetenler vurgun vuruyorsa olmaz, ülkeyi yönetenler soygun yapıyorsa olmaz. Buna karşı duracak olan partinin adı —hiç kimse unutmasın— Cumhuriyet Halk Partisi'dir, halkın partisidir.
“SANAYİDE 100 BİN KİŞİNİN İŞTEN ÇIKARILMASININ SORUMLUSU DEVLETİ YÖNETEMEYENLERDİR”
Burası Gaziantep! Millî Kurtuluş Savaşı'nın onurlu kenti Gaziantep, şehitlerin verildiği bir kent Gaziantep, ilk kurşunun düşmana atıldığı Gaziantep... Dolayısıyla Gaziantep bizim tarihimizde özel bir yere sahiptir. Gaziantep aynı zamanda bölge açısından da çok önemli bir yere sahiptir. Bölgenin —buna Orta Doğu dâhil— bölgenin en güçlü sanayi merkezidir, istihdam merkezidir, üretim merkezidir. Yeri geldiğinde belli sektörlerde dünyaya meydan okuyacak kadar güçlü bir kenttir burası. Millî Kurtuluş Savaşı'nın ana damarlarından birisinin attığı bir kenttir burası. Dolayısıyla Gaziantep'e 'gazilik' unvanı boşuna verilmemiştir. Bunu hak ettiği için gazilik unvanı verilmiştir. Millî mücadelenin kahramanları buradadır. Biz Karayılanları biliyoruz, nasıl mücadele ettiklerini biliyoruz; onların mücadelesi her zaman topluma önderlik yapmıştır. Şahin Beylerin mücadelesini biliyoruz; onların da mücadelesi topluma önderlik yapmıştır.
Gaziantep, Türkiye'nin en fazla nüfusa sahip 9. kentidir ama işsizliğin en çok olduğu kentlerden birisidir. İşsizlikte Türkiye dördüncüsüdür. Fabrikalar üretemiyorsa işsizlik çıkıyor ortaya. Az önce bir sanayicimiz konuştu; ya batacak ya işçilerin işine son verecek. İlk yaptığı işçilerin işine son vermek. Bir sanayici için bir işçinin işine son vermenin kolay bir iş olmadığını ben de biliyorum. Yıllardır üretim yapan, beraber çalıştığı, alın teri döktüğü birisinin işine son vermek kolay bir iş değildir. Utanması gereken o sanayici değil; utanması gereken, sanayiciyi ve işi o duruma düşürenlerdir! Onları dillendireceğiz, onları söyleyeceğiz.
Nasıl oldu da bu ülke birdenbire... Gaziantep sanayisinden 100 bin kişi işten çıkarılır, 100 bin! Ve nasıl olur da bir üretim merkezi olan, Orta Doğu'nun en büyük merkezi olan bir yerde nasıl olur da 100 bin kişi işinden olur? Nasıl olur da fabrikalar kapanır? Nasıl olur da istihdam bu kadar acı bir tabloyla karşı karşıya kalır? Bunu hep beraber düşünmek zorundayız.
Gaziantep sadece sanayide değil; Gaziantep aynı zamanda köklü bir tarihe sahiptir. Milattan önceye gelen köklü bir tarihi vardır buranın. Bir gastronomi kentidir Gaziantep. Aynı zamanda bir kültür kentidir, bir tarih kentidir, bir tarım kentidir Gaziantep. Aynı zamanda hepimizin üzerinde durduğu, hepimizin dikkatle izlediği, her politikacının dikkatle izlediği bir kenttir Gaziantep. Üretenin, çalışanın, alın teri dökenlerin kentidir Gaziantep.
Değerli arkadaşlarım; makine üretiminde, özellikle makine halısı üretiminde dünya liderliği Gaziantep'tedir. Bizim politikacıların bundan haberi yoktur ama bu kardeşinizin her şeyden, sanayinin her aşamasından haberi vardır; izleriz. İstanbul'daki sanayiyi de, Gaziantep'i de, Şanlıurfa'yı da, Konya'yı da, Kayseri'yi de... 43 yıllık bir fabrika kapanıyorsa, 43 yıllık bir fabrika kapanıyorsa bu devleti yönetenlerin ayıbıdır, başka kimsenin değil! Devleti yönetenler iyi yönetmedikleri için 43 yıllık bir fabrikayı kapatıp kapısına kilit vuruyorsunuz. Bu olmaz, kabul etmeyiz!
Eğer burası —yani Gaziantep, yani Orta Doğu'nun üretim merkezi— eğer 100 binden fazla işçiyi çıkarıyorsa, işsiz bırakıyorsa bu oradaki sanayicilerin ayıbı değildir, işçilerin ayıbı değildir; devleti yönetemeyenlerin ayıbıdır! O nedenle söylüyorum: Devleti yönetenler ülkeyi yönetemiyorlar. Ülkeyi yönetemiyorlar, "yönetiyoruz" diyorlar. 40'tan fazla ülkeye buradan ihracat yapılıyor. Bu bizim gururumuz, gurur duyuyoruz bununla. Eğer Gaziantep üretiyor ve 40'tan fazla ülkeye ihracat yapıyorsa bununla gurur duymalıyız. Önünü açmak zorundasınız, teşvik etmek zorundasınız. Az önce Ticaret Odası ile görüştüm, esnaflarla da görüştüm; onların derdi de fazla, onlar da bu dertleri dillendiriyorlar. Türkiye'nin buradan çıkması lazım.
Değerli arkadaşlarım, dört üniversitesi var Gaziantep'in. Aynı zamanda bir bilim merkezidir Gaziantep. Dolayısıyla kültürü, sanatı, bilgisi, üretimi, tarımıyla her alanda hepimizin göz bebeği olan bir Gaziantep... 6 organize sanayi bölgesi var, dolayısıyla 6 organize sanayi bölgesiyle de hepimiz gurur duyuyoruz. Üretsinler, kazansınlar, Türkiye'ye de kazandırsınlar.
Millî mücadeleden sonra siyasi bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla sağlanabileceğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk söylemiştir. Ekonomik bağımsızlığınız yoksa siyasi bağımsızlığınız olamaz. Bugün Türkiye dışarıya muhtaçsa, ekonomik bağımsızlığını koruyamıyorsa sorunumuz var demektir. Gelecek açısından sorunumuz var demektir. Değerli arkadaşlarım; Gaziantep neden üretim zincirinden koparılmak isteniyor? Neden 100 binden fazla işçi işinden oldu? Neden ihracatın önünde ciddi sorunlar çıkmaya başladı? Sorumlusu kim? Sorumlusu, az önce söyledim, bu ülkeyi yönetenlerdir.
“GAZİANTEP’TE KİŞİ BAŞI BORÇ 188 BİN LİRAYA ULAŞTI, SİYASİ AHLAK YASASI DERHAL ÇIKARILMALIDIR”
Biz özellikle son süreçlerde arkadaşlarımla beraber, parlamentodaki grubumuzla beraber şunu söylüyoruz: Sayın Erdoğan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açış konuşmasında yeni bir anayasa yapılması gerektiğini, anayasanın ilk dört maddesini değiştirmeyeceğini, böyle bir niyetinin olmadığını, değiştirilmesinin zaten mümkün olmadığını ama anayasada ciddi değişiklikler yapılması gerektiğini söyledi. Bu talep neden? Onlar da şunu görüyorlar: Devlet iyi yönetilmiyor, onlar da görüyorlar. Ama sorun daha derinde bir yerde, bizim sorunumuz var. O derindeki sorun ne? Siyasetin kirlilikten arınması lazım! Siyaset malı götürenlerin yeri değildir, siyaset devleti soyanların yeri değildir! Siyaset ahlaklı zeminde gelişmek ve büyümek zorundadır.
Eğer bakın, 2026 Ağustos verilerine göre Gaziantep'te bankaların takipteki alacakları 30 milyar lira, takipteki alacak! Kişi başına düşen borç, bireysel borç 188 bin lira! Borçları toplayıp Gaziantep nüfusuna böldüğünüzde 188 bin lira ile en borçlu illerden birisi. Aynı şekilde icra dosyaları sayısı 300 bin civarında, sadece Gaziantep'te 300 bin civarında. Son bir yıl içinde icra dairelerindeki dosya sayısı 110 bini aşmış vaziyette.
43 bin 790 çiftçi yüksek mazot, gübre ve sulama elektriği altında ezilmiş vaziyette. Az önce çiftçi arkadaşlarımız bunları dile getirdiler. Değerli arkadaşlarım, son bir yıl içinde tekstil sektöründe —sadece tekstil sektöründe— 20 bini aşkın işçinin işine son verildi. Değerli dostlarım, arkadaşlarım, sosyal yardımlardan yararlananlar... Bir kentin tablosunu görmek istiyorsanız, bir kentin yapısını görmek istiyorsanız o kentin sosyal yapısına bakacaksınız. Şu anda son verilere göre sosyal yardımlardan yararlananların sayısı 500-550 bin civarında. Gaziantep'te 500 bin aile sosyal yardım almadan yaşayamıyor! Ülke bu hale nasıl geldi, ülkeyi bu hale kim getirdi? Sosyal yardım evet, ama önemli olan onun çalışması ve onun üretmesi, emeğinin değerlendirilmesi.
Ekim 2026 —yani bu ay itibarıyla— son bir hafta içinde 19 büyük şirket konkordato talebinde bulundu Gaziantep'te. Bütün bunlar büyük sorun ve bu sorunları hepimiz biliyoruz ve hepimiz yaşıyoruz. Bu sorunların kaynağında, az önce söyledim, Siyasi Ahlak Yasası'nın çıkması lazım, Siyasi Ahlak Yasası! Gençler size de sesleniyorum: Siyasi Ahlak Yasası'nı isteyeceksiniz! Her yerden siyasetin ahlaklı olmasını isteyeceksiniz. Siyaset malı götürme yeri değildir, vatandaşı soyma yeri değildir, siyaset halka hizmet yeridir. Halka hizmet edeceksiniz. Halka hizmet etmiyorsanız devleti yönetemezsiniz. Devlet sizin kişisel çıkarlarınıza hizmet edecek bir organ değildir, böyle görülmesi gerekir, böyle bilinmesi gerekir.
“BORSADAKİ 830 MİLYAR LİRALIK SOYGUNUN FAİLLERİNİ AÇIKLAYIN!”
Borsadaki vurguna bakın! En son borsadaki vurgunda 455 bin 758 kişi mağdur oldu, 455 bin 758 kişi! Soygunun boyutu ne kadar biliyor musunuz? 830 milyar lira civarında! 5 kuruşa muhtaç olan aileler var ama bir avuç insan 830 milyar lirayı götürebiliyor, 830 milyar lira! Kimin parası, kimin parası? Kendi babalarının paraları mı?
Diyoruz ki: Bu soyguncuların listesini açıklayın! Bir biz bilelim bunu, görelim bunu. Kimler bunlar, sizin arkadaşlarınız mı, kim bunlar? Ses yok! Listeler açıklanmıyor gençler. Onu isteyeceksiniz; "Biz soyguncuların listesini istiyoruz" diyeceksiniz, "Biz vurguncuların listesini istiyoruz" diyeceksiniz. Bunu isteyeceğiz, hep beraber isteyeceğiz! Biz soyulacak bir ülke değiliz, soyulacak bir halk değiliz! Bunun mücadelesini yapmak zorundayız. Değerli arkadaşlarım, bu tablonun sebebi...
("Arına arına iktidara!" sloganları üzerine)
Arınacağız! Sadece CHP değil, CHP'de büyük ölçüde arınma sağlandı. Kim malı götürüyorsa bizim dışımızda... Çünkü biz malı götürenlerle kucaklaşan bir parti değiliz, malı götürenlerle hesaplaşan bir partiyiz biz! Hesaplaşan bir partiyiz biz!
Bakınız, geldiğimiz nokta şu: Paradan para kazanma dönemi başladı. Üretmekten değil, alın teri dökmekten değil, çalışmaktan değil; paradan para kazanma dönemi başladı. Ne diyorlardı bunlar? "Faiz haramdır." Ya en büyük faizci sizsiniz! Dünyanın faizini ödüyorsunuz. Sanayici kredi alamıyor, yüksek faizlerle batıyorlar. E hani bu haramdı? Hani haram mala el uzatılmazdı? Hani haram yiyene hesap sorulurdu? İktidar sahipleri bunun içinde, iktidar sahipleri... O nedenle biz mücadelemizi sürdüreceğiz. O nedenle biz alın terine değer vereceğiz, üretene değer vereceğiz, çalışana değer vereceğiz, bilgiye, birikime değer vereceğiz; bunu yapacağız.
Değerli arkadaşlarım, borç batağında olan bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Yapmamız gereken bu tefecilerle mücadele etmek, beşli çetelerle mücadele etmek. Kim üretiyorsa başımızın tacı. Kim üretiyorsa, çalışıyorsa kimliğine bakmadan, inancına bakmadan, yaşam tarzına bakmadan üreten, çalışan, alın teri döken herkesin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Onları kucaklayacağız ve onları selamlayacağız.
Biz sanayicimizin dünyayla rekabet edebilecek bir iklimin yaratılmasını istiyoruz. Yani Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sanayicimizin, tacirimizin dünyayla rekabet edebilecek bir iklime kavuşmasını istiyoruz, böyle bir ortamın yaratılmasını istiyoruz. Biz çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin kazanmasını, üretmesini, alın terinin değerlenmesini istiyoruz. Biz paradan para kazananların değil, alın teri dökenlerin kazanmasını istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel felsefesi budur.
Biz Türkiye'nin büyümesini, Türkiye'nin kalkınmasını ve tüm gelişmekte olan ülkelere örnek bir yurt olmasını istiyoruz Türkiye'nin. Dolayısıyla hedefimiz biz... Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bireysel zenginleşmenin değil; toplu olarak zenginleşmenin, toplu olarak gelirimizin artmasının, her evde huzurun, her evde bereketin olmasını istiyoruz. Biz Siyasi Ahlak Kanunu'nun çıkarılarak siyasetin kirlilikten arınmasını istiyoruz.
Antepli kardeşime, onlara da seslenmek isterim. Anteplilerin yüreklerine de seslenmek isterim: Derdinizi biliyorum. Dertlerinizi dinledim; esnaf odasına gittim, ticaret odasına gittim, onlarla görüşüm. Dertlerini dinledim ve nasıl çözüleceğini de anlattım. İstediğim şu: Her bireyden, her seçmenden, her yurtseverden, her ülkesini sevenden, kadınından, erkeğinden, yaşı ne olursa olsun herkesten istediğim... Temiz siyaset, ahlaklı siyaset! Üreten Türkiye için bu şarttır. Eğer biz bunu yapamazsak bir avuç kişi zenginleşecek, milyonlar fakirleşecek. Biz milyonlarca fakirin yanındayız, hakkı yenen insanların yanındayız; onların hakkını, hukukunu aramak zorundayız. Eğer bunu yaparsak Türkiye kazanacak, Türkiye! Ve biz haramilerin düzenine karşıyız. Haramilerin düzenine karşıyız, haramilerin düzenine! Haramiler kim varsa onları yedi köyden kovacağız! 7. köye gitseler oradan da kovacağız! Harami düzenini yıkacağız, ahlaklı bir düzeni getireceğiz.
“HER FABRİKA BİR KALEDİR, SANAYİCİLERİMİZ O KALELERİN MUHAFIZLARIDIR”
Bakınız, Gazi Mustafa Kemal daha Cumhuriyeti kurarken, yeni fabrikalar kurarken söylediği güzel bir söz var: "Her fabrika bir kaledir" diyor, her fabrika bir kaledir! Neden her fabrika bir kaledir? Çünkü o fabrikaların bacası tütecek, çünkü o fabrikalar üretim yapacak, çünkü o fabrikalarda binlerce insan çalışacak, çünkü o fabrikalarda gelir artacak, o fabrikalardan ihracat yapılacak ve o fabrikalar bütün mazlum ülkelere örnek olacak. O nedenle biz Gaziantep'teki her fabrikayı bir kale olarak görüyoruz. Türkiye'deki her fabrikayı, her sanayiciyi o kalenin sahibi olarak görüyoruz, o kalenin muhafızı olarak görüyoruz. Üreten, çalışan, kazanan, alın teri döken, istihdam yaratan bir kale olarak görüyoruz. O nedenle Gaziantep'te bu toplantıyı yaptık. Sanayinin merkezi burası, Orta Doğu'nun kilit taşı burası, üreten bir merkez burası. Tarımda da, sanayide de, tarihte de en önemli kentlerimizden birisi, gazilik unvanını alan bir kent. Gaziliğe yakışır şekilde bu kentin bütün insanlarını —hangi görüşten, hangi kimlikten olursa olsun— hepsini saygıyla selamlıyorum. Hepsine şükran borçluyuz.
Ama onlardan sadece bir şey istiyorum, sadece bir şey: Seçim olur sandığa giderseniz elinizi vicdanınıza koyun ve oyunuzu öyle kullanın. Gaziantep'i düşünün, Türkiye'yi düşünün, geleceği düşünün, çocuklarınızı düşünün. "Ben kirli siyasetten yana mı oy kullanayım, temiz siyasetten yana mı oy kullanayım?" deyin. Eğer kirli siyasetten yana oy kullanacaksan sandığa gitme kardeşim!
Hiç merak etmeyin gençler, hesap verecekler! Her kuruşun hesabını sormak benim görevim, her kuruşun! Kim yolsuzluk yapıyorsa... Çalınan her kuruş yetimin hakkıdır, çalınan her kuruş sanayicinin hakkıdır, çalınan her kuruş esnafın hakkıdır, çalınan her kuruş engellinin hakkıdır, çalınan her kuruş şehitlerin, gazilerin, yakınlarının hakkıdır! O nedenle çalınan her kuruşun hesabını sormak da Kılıçdaroğlu'nun boynunun borcudur!
Sanayiciler diyor ki: "Krediye ulaşamıyoruz." Az önce konuşan da, "Krediye ulaşamıyoruz" diyorlar. "Planlı, programlı bir ekonomiye ihtiyacımız var" diyorlar. Evet, devletin yeniden yapılanması lazım. Devlette liyakatin olması lazım. Devlet yeniden yapılanır, kaynaklar verimli kullanılır, yerli yerinde kullanılırsa Türkiye'nin önüne kimse geçemez. Ama kaynaklar bir avuç varsıla giderse, kaynaklar soyguncular tarafından elde edilirse —yani devlet soyulursa, yani devletin kurumlarıyla, bürokrasiyle siyasetçiler el ele verip İstanbul Borsası'nda eğer vatandaşı soyuyorsa— bunların hesabını sormak lazım!
Hesabını sormak görevi kime ait? Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait. Neden Cumhuriyet Halk Partisi'ne ait? Devleti kuran parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Temiz siyaseti her yerde, her ortamda savunan parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Herkesin kimliğine, herkesin inancına saygı duyan parti Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Ve Cumhuriyet Halk Partisi temiz siyasetten, ahlaklı siyasetten yana olan bir partidir.
O nedenle sevgili gençler, hep beraber, hep birlikte temiz siyaseti, ahlaklı siyaseti savunacağız. Üreten kim olursa olsun, çalışan kim olursa olsun onların bizim başımızın üstünde yeri vardır. Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.
05.10.2022
24.09.2022
24.09.2022
19.09.2022
19.09.2022
12.09.2022
12.09.2022