18.03.2026
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in mal varlığıyla ilgili açıklamaları konusunda, "Basın toplantısında öteden beri kendisi hakkında söylenilen bazı iddialar ortaya konuldu. Siyasiysen bunlara cevap vereceksin. Onun konusu başka, orada duruyor. Adalet Bakanı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı, daha mahkemenin sorgularına yeni başladığı bir davayı 'asrın yolsuzluğu' diye tanımlıyor. Ben Adalet Bakanı’na masumiyet karinesini hatırlatırım, hukuku hatırlatırım. Burada bu dava yürüyor. Hakimleri rahat bıraksınlar, ellerini çeksinler ya da gelsinler bizim gibi neler oluyor bitiyor, soruşturma salonuna girsinler, izlesinler" dedi.
CHP Cumhurbaşkanı adayı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. Duruşmayı takip eden CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, davaya ilişkin Silivri'de basın açıklaması yaptı. Günaydın yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:
“Silivri Cezaevi yerleşkesinden bugün 18 Mart ve basınımız aracılığıyla tüm yurttaşlarımıza sesleniyoruz. Bir tarafta cezaevi, bir tarafta yeni yapılmaya çalışılan duruşma salonu, arkada da şu ana kadar 7'nci iş gününü tamamlamış İBB davasının görüldüğü bir duruşma salonu.
Şu anda burada gördüğünüz gibi grup başkanvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz, Parti Meclis üyelerimiz, Yüksek Disiplin Kurulu üyelerimiz, il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, belediye başkanlarımız ve aynı zamanda Bursa'dan da gelen örgütümüzle beraberiz. Hepimiz duruşma salonunu izledik.
Dünden bu yana çeşitli spekülasyonlar yapılıyor "milletvekilleri girebiliyor, giremiyor, kısıtlama var" diye. Şunu çok açık söyleyeyim: Anayasa'dan aldığımız yetkiyi hiç kimseye kısıtlattırmayız. Burada herhangi bir sınırlamaya tabi olmadan milletvekili arkadaşlarımız ve örgütümüz içeridedir. Duruşmayı takip ediyoruz. Duruşmanın düzenli devam etmesi bizim en büyük amacımızdır. Çünkü yarın arife, bir sonraki gün bayram. An itibarıyla 107 tutuklu sanığın sorgusu yapılacak Nisan sonuna kadar. Şu anda 9'uncu konuşuyor, belki öğleden sonra 10'uncu tutuklu sanığın konuşmasına başlanabilecek.
Peki, bu mahkeme başkanı acaba bayramdan evvel bir ara karar verecek mi? Arkadaşlar burada tutuklu sanık olmasına rağmen iddianamede adı geçmeyen arkadaşlarımız var. Bunlar neden tutuklular? İddianamede hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile muhatap edilmemesine rağmen içeride tutulan arkadaşlarımız var veya yatları olan ancak yattığı süre itibarıyla zaten yatını karşılamış olan arkadaşlarımız var. Mahkeme, heyet bu arkadaşlar için bir ara kararla tahliye vermek için acaba ne bekliyor?
Ben daha öncesini söyleyeyim: İddianamenin kabulüyle beraber, tensip ile beraber, aylık ara incelemelerle beraber neden bu arkadaşları hakkında bir tahliye kararı verilmedi? Bir kere daha altını çizelim ki biz duruşmaların hukuka uygun bir şekilde ve düzenli olarak yürümesini istiyoruz; bir an evvel de bu tahliyelerin gerçekleşmesini, hukukun tecelli etmesini bekliyoruz.
Basın mensupları açısından söylemek zorunda olduğum bir tek şey var, bunu da ifade edeyim: Basının sadece haber verme değil, aynı zamanda olanı biteni Türkiye'ye açıkça duyurma ihtiyacı var, görevi var. "TRT'den yayınlansın" sözlerinden neredeyse kısıtlama sözlerine geldik. Basının iyi çalışmasını, rahat çalışmasını sağlamak heyetin de görevidir. En az 70 metre uzunluğu olan bir salonda basını en çapraza, adeta sözleri zor duyabilen, görüntüyü zar zor alabilen bir yere koyabilmek marifet de değildir, iş de değildir. Biz hem basın mensupları açısından hem de diğer tüm arkadaşlarımız açısından buranın olağanlaştırılması gerektiğini ifade ediyoruz.
Bu sabah söz alan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu da bu asimetrik yapılanmadan söz etti ve bayram öncesi buraların daha olağan bir biçime dönüştürülmesi ve yargının itibarlı, herkese yakışır bir şekilde davranması gerektiği konusundaki düşüncelerini paylaşmıştır. Biz de bu düşünceleri basın aracılığıyla Türkiye'ye duyurmak istiyoruz.
Arkadaşlar bir başka konu; dün biliyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel Genel Başkanımız bir basın toplantısı yaparak Adalet Bakanı hakkındaki iddiaları ortaya koydu. Adalet Bakanı bugün kurgulanmış bir basın açıklaması yaptı. Neden kurgulanmış diyorum? Acaba olmayan bir şeyi söylemeye mi gayret ediyor? Gazeteci arkadaşlar bilir, o basın açıklamasında kim vardı? Hangi gazeteci vardı? Hangi gazeteci yoktu? Hangi Anadolu Ajansı varken orada ANKA neden yoktu? Bu soruların yanıtını veren herkes o basın açıklamasının bir kurgudan ibaret olduğunu görür. Neden bir basın toplantısı yapıp da gerçek gazetecilerden soru almıyorsunuz? Neden sorulara yanıt vermiyorsunuz? 12 tane tapu ortaya konuldu. "Tapuların tamamı sahte demişti" dün, bugün diyor ki: "4 tane mal varlığım var." Ne oldu? 4'ünün doğru olduğunu mu söylüyorsun? Geriye kalan 8'i için ne söyleyeceksin? Hangi tapunun geçerli doğru olup üzerine olduğunu, hangisinin seninle hiçbir ilgisinin olmadığını oturup bir basın toplantısında gazetecilerin önünde ne zaman açıklayacaksın?
4 tane sana ait olan gayrimenkulün senin tarafından satılmış olduğu ifade edildi. Bunun ekonomik kazanımlarının senin finansal tabloya girdiği ifade edildi. Bugün sana o soruyu soran neden 1 tane gazeteci olmadı? O konuda neden bir cevap vermiyorsun? O mülkler senin miydi, değil miydi? Onları sattın mı, satmadın mı? Satmanın karşılığında bunları banka hesabına aldın mı, almadın mı? Bunlara kim aracılık etti? İsimler söylendi, bunlara ilişkin söyleyeceğin bir şey var mı? Dünün Cumhuriyet Başsavcısı artık bakansın, artık siyasisin.
Bakın bizim hakkımızda kamuoyunda hiçbir geçerliliği olmayan bir müptezel bir açıklama yapıyor, bir iftira atıyor. Biz çıkıyoruz o müptezele karşı bütün mal varlığımızı kamuoyuna duyduğumuz saygı nedeniyle açıklıyoruz. Senden de aynısını bekliyoruz. Neden yapmıyorsun? Bir basın toplantısı yap, gerçek gazeteciler soru sorsun ve çelik kasalara sakladığın "ben devlet memuruyum kardeşim, bu beyanları veriyorum" diyorsun. O beyanları artık kamuoyu da öğrensin. Benimkini nasıl öğreniyorsa seninkini de öğrensin. Dolayısıyla vatandaş kimin nasıl davrandığını, geçmişte nasıl tutum aldığını çok iyi bilsin.
Ayrıca Akın Gürlek bugün kendisine ilişkin iddialara yanıt vermek yerine Muhittin Böcek üzerinden Genel Başkanımıza saldırmayı tercih ediyor. Ben söyleyeyim; Muhittin Böcek’le Özgür Özel bir yerde buluşmuşlar da şöyle şöyle şöyle yapmışlar, Muhittin Böcek de bunu anlatacakmış zaten. Ya Antalya'da Büyükşehir Belediyesi davası 16-17-18 Mart tarihlerinde, yani 3'üncü gün bugün görülüyor. Muhittin Böcek, 16 Mart tarihinde bir beyanda bulundu, sorguda bulundu, ifade verdi. Muhittin Böcek'in ifadelerinde senin sözünü destekleyen herhangi bir şey var mı? Sen bizim belediye başkanımız yerine konuşarak mı kendini aklamaya çalışıyorsun?
Ayrıca şunu söyleyeyim: Eğer bir Adalet Bakanının elinde bilgi, belge varsa onları zaten saklayamaz, onları zaten savcılığa derhal intikal ettirmek zorundadır. Adalet Bakanı dedikodu yapmaz, iş yapar, hukukun önünde iş yapar. Varsa bir bildiğin, ne yapmak istiyorsan, elinde ne yetki varsa onu yap. Ama kendin sorudan kaçmak için başka insanlara çamur atmaya kalkışma. Türkiye'nin Adalet Bakanı tertemiz olmak zorundadır. Hakkındaki iddialar konusunda tertemiz, düzgün, bütün sorulara yanıt veren bir basın toplantısı yapmasını bekliyoruz. Aynı zamanda da tıpkı benim yaptığım gibi mal varlığını da açıkça kamuoyuyla paylaşmaya kendisini davet ediyoruz.
Burada bütün örgüt olarak dimdik ayaktayız. Cumhuriyet Halk Partisi Örgütü burada adaletin tecelli etmesi için, yargı organlarının rahat çalışması için ama aynı şekilde arkadaşlarımızın da hakkını, hukukunu eksiksiz savunmak için her zaman olduğu gibi görev başındadır. Bütün Türkiye'ye seslenmek istiyorum ki, demokrasi ve adalet bu topraklara er geç gelecek. Ben bu düşüncelerle şimdiden tüm yurttaşlarımızın bayramını kutluyorum, Silivri'den saygılarımı iletiyorum.”
CHP’li Günaydın; “Adalet Bakanı yaptığı açıklamada, aynı zamanda Özgür Özel'in bu basın toplantısının asrın yolsuzluğunu perdelemek istediği için yaptığını söylüyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusu üzerine şunları kaydetti:
“Basın toplantısında öteden beri kendisi hakkında söylenilen bazı iddialar ortaya konuldu. Siyasiysen bunlara cevap vereceksin. Onun konusu başka, orada duruyor. Bakın burada Adalet Bakanı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı daha mahkemenin sorgularına yeni başladığı bir davayı "asrın yolsuzluğu" diye tanımlıyor. Ben Adalet Bakanına masumiyet karinesini hatırlatırım, Adalet Bakanına hukuku hatırlatırım. Burada bu dava yürüyor. Hakimleri rahat bıraksınlar, ellerini çeksinler ya da gelsinler bizim gibi burada neler oluyor bitiyor, duruşma salonuna girsinler izlesinler. Davalar, duruşmalar olacak ve bunların sonucunu hep beraber göreceğiz. Madem bunu sordu, Adalet Bakanına ben şunu ifade edeyim: Türkiye'de 1400'den fazla belediye var. Yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz CHP'li belediyelere saldırıyorsunuz. Eskiden bir önceki İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı şöyle açıklamalar yapardı, sayılar verirlerdi. "Bakın inceleme yaptık, AKP'li, MHP'li belediyeler için de inceleme yaptık, onlar için de soruşturma yaptık" diye veri verirlerdi. Artık ondan da vazgeçtiler. Ben incelemenin, soruşturmanın elbette yapılabileceğini biliyorum. Onu da mı yapmayacaktınız?
Peki, ben soruyorum: Sabah vakti evi basılarak gözaltına alınan, iki tarafına, iki koluna polisin girdiği, itibarsızlaştırmak için polis kamerasından görüntülerin alındığı, onların polis aracılığıyla yayıldığı bir AKP'li, MHP'li belediye başkanı gördünüz mü? Dolayısıyla kimse bize burayı bir hukuki dava diye anlatmasın.
23 Mart günü, yani Cumhurbaşkanı adayımızın ön seçimle belirleneceği gün tutukladığınız ve bunu göstermekten çekinmediğiniz Ekrem İmamoğlu'nun duruşmasındayız, arkadaşlarımızın duruşmasındayız. Bu kampüs bundan 12-13 yıl evvel de kumpas davaları görmüştü. Bu da bir kumpas davasıdır. Nasıl kumpas davası çökmüş ve organize edenler altında kalmışsa, bu davada çökecek ve organize edenler altında kalacaktır.”
Günaydın; gazetecilerin “Muhittin Böcek konusuna siz değindiniz aslında ama "Muhittin Böcek savunmasını yaptı ve bunlara değinmedi" dediniz ama Akın Gürlek de diyor ki: "Değinecek Muhittin Böcek ama zamanı var." demesi üzerine de şunları ifade etti:
“Akın Gürlek, Muhittin Böcek'in avukatı mı? Akın Gürlek cezaevinde Muhittin Böcek'in yanına gitti, bir mülakatta falan mı bulundu? Muhittin Böcek'in iradesini açıklama görevi Akın Gürlek'e mi verilmiş? Muhittin Böcek'te böyle bir irade var da ne bekliyormuş? Muhittin Böcek defalarca açıklama yaptı: "Benim hakkımda itirafçı olduğum, iftiracı olacağım yönünde söylentiler var. Bunlar kesinlikle doğru değildir" dedi. Daha önemlisi bugün 18 Mart, iki gün evvel arkadaşlar 16 Mart'ta ifade verdi. Buna ilişkin bir tek şey söyledi mi?
Dolayısıyla Akın Gürlek'e ben bir kere daha söylüyorum: Dedikodu yapmaktan vazgeç Adalet Bakanı. Bu konuda da bildiğin ne varsa ilet iddia makamlarına ve gereği yapılsın. Yoksa bunlar siyasete malzeme edilmez. Hele hele birisi senin hakkında mal varlığına ilişkin bir iddia ortaya koyuyorsa, önce o iddiayı ortadan kaldır, sonra başka konulara eğil. O iddiayı gölgelemek ya da o iddiayı halının altına süpürmek için başka bir iddiaya ve iftiraya sarılmak Adalet Bakanına yakışmaz.”
05.10.2022
24.09.2022
24.09.2022
19.09.2022
19.09.2022
12.09.2022
12.09.2022