30.08.2026
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, CHP Parti Okulu Yönetici Eğitimleri kapsamında geldiği Edirne'de basın toplantısı gerçekleştirdi.
Genel Başkan Yardımcısı Kaya, “Değerli basın emekçileri, değerli yol arkadaşlarım, değerli Edirneliler; bugün sözlerime 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutlayarak başlamak istiyorum. 104 yıl önce Büyük Taarruz’u zaferle sonuçlandıran Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, yalnızca bir savaşı kazanmadılar; bağımsız, özgür ve egemen Türkiye Cumhuriyeti’nin yolunu açtılar. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlığımız uğruna mücadele eden tüm kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun” dedi. Kaya, şöyle konuştu:
EDİRNE’DE İL YÖNETİCİ EĞİTİMLERİMİZE DEVAM EDİYORUZ
Cumhuriyet Halk Partisi Parti Okulu olarak Türkiye’nin dört bir yanında sürdürdüğümüz İl Yönetici Eğitimlerimize bugün Edirne’de devam ediyoruz. Edirne sıradan bir kent değildir. Edirne yalnızca bir serhat şehri değil; işgale karşı direnişin, örgütlü mücadelenin ve Cumhuriyet’e giden yolun önemli merkezlerinden biridir. Bu nedenle Edirne İl Yönetici Eğitimimizi, Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin öncülerinden, Edirne Milletvekili Mehmet Şeref Aykut’un anısına armağan ediyoruz. Şeref Aykut, işgal tehdidi karşısında Trakya halkının örgütlenmesine öncülük etti. Son Osmanlı Meclis-i Mebusanında Misak-ı Millî metnini okuyan isim oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın Meclis Başkanı seçilmesini savundu; bunun bedelini Malta sürgünüyle ödedi. Onun mücadelesi bize bugün de şunu söylüyor: Vatan yalnızca sınırda değil; örgütlü halkın iradesiyle, demokrasiyle ve Cumhuriyet değerleriyle savunulur. Bugün Edirne’de o mücadele geleneğini eğitimle, örgütlenmeyle ve halkın iktidarı hedefiyle geleceğe taşıyoruz. Mehmet Şeref Aykut’u saygı ve minnetle anıyorum.
EDİRNE TÜRKİYE’NİN TAHIL AMBARI, ÇİFTÇİ İSE ÜRETİMDEN KOPUYOR
Edirne denildiğinde aklımıza bereketli topraklar, buğday, ayçiçeği, çeltik ve kanola gelir. Edirne ve Trakya, Türkiye’nin tahıl ve yağlı tohum üretiminin stratejik merkezlerindendir. Buğday, ayçiçeği, çeltik ve kanola yalnızca Edirne çiftçisinin değil, Türkiye’nin gıda güvenliğinin meselesidir. Ancak bugün bu bereketli topraklarda çiftçi üretimden kopma noktasına getirilmiştir. Geçen yıl buğdayının kilosunu yaklaşık 16 liraya satan çiftçi, bu yıl ürününü 14 liraya satmak zorunda kaldı. Peki çiftçinin maliyeti düştü mü? Tam tersine katlandı. Geçen yıl mazotun litresini 40-42 liraya alan çiftçi, bu yıl biçerdöverine koyduğu mazotu 81-82 liraya aldı. Mazot iki katına çıkarken gübre, ilaç, tohum, elektrik ve işçilik maliyetleri de ağır biçimde arttı. Üreticinin ürünü aynı ölçüde değerlenmedi. Çiftçinin cebinde para değil, borç kaldı. Bir ülkede mazotun fiyatı iki katına çıkarken çiftçinin ürününün fiyatı düşüyorsa, orada tarım politikası değil, çiftçiyi üretimden koparan bir düzen vardır.
AYÇİÇEĞİNDE ALARM ZİLLERİ ÇALIYOR
Ekonomik krize bir de iklim krizi eklenmiştir. Son iki yılda yaşanan kuraklık özellikle ayçiçeği üretimini ağır biçimde vurmuştur. Edirne Ziraat Odası verilerine göre 2026 yılında ayçiçeği ekim alanı yaklaşık yüzde 15 azalmış, üreticinin alternatif ürün arayışıyla kanola ekimi ise yüzde 100 artmıştır. Bu rakamlar bize çok önemli bir gerçeği gösteriyor: Çiftçi artık yalnızca nasıl daha fazla üreteceğini değil, “Bu ürünü ekersem zarar eder miyim?” sorusunu düşünüyor. Trakya’nın ve Edirne’nin stratejik ürünü olan ayçiçeğinin ekim alanlarının daralması yalnızca Edirne çiftçisinin meselesi değildir. Türkiye’nin gıda güvenliği ve dışa bağımlılığı meselesidir. Çiftçi toprağından koparsa Türkiye ithalata mahkûm olur. Edirne çiftçisi üretimden vazgeçerse yalnız Edirne değil, Türkiye kaybeder. Cumhuriyet Halk Partisi olarak tarımsal desteklerin ekim yapılmadan önce açıklanmasını ve zamanında ödenmesini; mazot, gübre, ilaç ve tohum maliyetleri karşısında üreticinin korunmasını; kooperatifçiliğin güçlendirilmesini ve çiftçinin ürününün tüccarın insafına terk edilmemesini savunuyoruz. Üreten çiftçi zarar etmeyecek, toprağından kopmayacak. Türkiye kendi çiftçisinin ürettiğini tüketen, kendi toprağının bereketine sahip çıkan bir ülke olacak.
SUYU KORUMADAN EDİRNE TARIMINI KORUYAMAYIZ
Edirne tarımının bir başka önemli meselesi kuraklık ve sudur. Meriç, Tunca ve Ergene havzası yalnızca bugünün değil, gelecek kuşakların meselesidir. Bir tarafta kuraklık ve susuzluk, diğer tarafta taşkın riskiyle karşı karşıyayız. Edirne’nin suyunu bilimsel bir havza planlamasıyla yönetmek, modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmak, su kayıplarını azaltmak, yeraltı sularını ve tarım topraklarını korumak zorundayız. Çünkü suyu olmayan toprağın, toprağı olmayan ülkenin geleceği olmaz.
KAPIKULE’DEN 727 BİN KİŞİ GEÇTİ, PEKİ EDİRNE ESNAFI NE KAZANDI?
Edirne aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısıdır. Kapıkule başta olmak üzere sınır kapılarımızdan her yıl milyonlarca insan geçiyor. Burada önemli bir ayrım yapmamız gerekiyor. Edirne’de sınır hareketliliği ortadan kalkmış değildir. Yalnızca Temmuz 2026’da Kapıkule’den 727 bin kişinin geçtiği açıklanmıştır. Sorun insanların Edirne’ye gelmemesi ya da sınırdan geçmemesi değildir. Asıl sorun, bu büyük insan hareketliliğinin Edirne esnafına ve kent ekonomisine yeterince katma değer bırakmamasıdır. Bir dönem Bulgaristan’dan ve Yunanistan’dan gelen ziyaretçiler Edirne’nin çarşılarını dolduruyor, esnafımız kazanıyordu. Bugün ekonomik dengeler tersine dönmeye başladı. Türkiye’de hayat o kadar pahalı hale geldi ki bizim vatandaşlarımız Bulgaristan’a ve Yunanistan’a giderek alışveriş yapar hale geldi. Bu tablo, Türkiye ekonomisinin içine düşürüldüğü durumun sınırdaki en açık fotoğrafıdır. Edirne esnafı yüksek kiralarla, elektrik faturalarıyla, vergilerle, SGK primleriyle ve ağır finansman maliyetleriyle mücadele ediyor. Kapıkule’den yüz binler geçerken Edirne esnafı kepenk kapatma kaygısı yaşıyorsa, ortada yanlış yönetilen bir ekonomi vardır. CHP’nin hedefi açıktır: “Geçilen Edirne” değil; “kalınan, gezilen, alışveriş yapılan ve kazanan Edirne.”
EDİRNE’NİN TARİHİ VAR, TURİZMDE HAK ETTİĞİ PAY YOK
Edirne eşsiz bir tarih ve kültür kentidir. Selimiye’siyle, Eski Camii’yle, Üç Şerefeli Camii’yle, II. Bayezid Külliyesi’yle, tarihi köprüleriyle, Karaağaç’ıyla ve Sarayiçi’yle Edirne’nin sahip olduğu tarihsel mirası yeterince turizm gelirine dönüştüremiyoruz. Edirne’den geçen turistin Edirne’de kalmasını sağlamalıyız. Balkan ülkeleriyle ortak kültür ve turizm rotaları oluşturulmalı; tarih, gastronomi, inanç, doğa ve nehir turizmi birlikte planlanmalıdır. İstanbul’a gelen yabancı turistin Edirne’ye gelmesini sağlayacak ulaşım ve tanıtım politikaları hayata geçirilmelidir. Edirne’nin ihtiyacı günübirlik ziyaretçi sayısını artırmanın ötesinde, kentte kalan, esnaftan alışveriş yapan, Edirne’nin kültürünü ve gastronomisini yaşayan bir turizm modelidir.
KIRKPINAR BİRKAÇ GÜNLÜK ORGANİZASYONA SIĞDIRILAMAZ
Edirne denildiğinde Kırkpınar’ı söylemeden geçmek mümkün değildir. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri yalnızca Edirne’nin değil, Türkiye’nin dünyaya açılan en önemli kültürel miraslarından biridir. Ancak Kırkpınar’ın tarihsel misyonunu ve kültürel kimliğini korumak zorundayız. Kırkpınar birkaç günlük bir spor organizasyonuna indirgenemez. Pehlivanlık kültürüyle, ustalık geleneğiyle, müziğiyle, gastronomisiyle ve tarihiyle Kırkpınar, yılın 365 günü yaşayan bir kültür ve turizm markası haline getirilmelidir.
EDİRNE’DE EĞİTİMİN SORUNLARI DA BÜYÜYOR
Türkiye’nin her yerinde olduğu gibi Edirne’de de eğitim sisteminin sorunları büyüyor. Aileler çocuklarının eğitim giderlerini karşılamakta zorlanıyor; öğrencilerimizin beslenme, barınma ve ulaşım sorunları giderek ağırlaşıyor; öğretmenlerimiz ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor. Bizim hedefimiz Kamusal Eğitim Cumhuriyeti’dir. Her çocuğun nitelikli, parasız, laik ve bilimsel eğitime ulaşabildiği; hiçbir öğrencinin okula aç gitmediği; öğretmenin yoksullukla mücadele etmek zorunda kalmadığı bir eğitim düzenini kurmak zorundayız.
TRAKYA ÜNİVERSİTESİ BALKANLARA AÇILAN BİLİM KAPIMIZDIR
Trakya Üniversitesi Edirne’nin en büyük değerlerinden biridir. Üniversitemizi yalnızca bir yükseköğretim kurumu olarak değil, Edirne’nin Balkanlar’a açılan bilim kapısı olarak görüyoruz. Balkan üniversiteleriyle bilimsel iş birlikleri güçlendirilmeli; tarım, su yönetimi, iklim değişikliği, sağlık, Balkan araştırmaları ve kültürel miras alanlarında Trakya Üniversitesi’nin bilimsel birikiminden çok daha fazla yararlanılmalıdır. Üniversite öğrencilerimizin barınma, beslenme ve ulaşım sorunlarını çözmek de sosyal devletin temel görevidir.
EDİRNE ÜRETİYOR AMA ÜRETİCİ KAZANAMIYOR
Bugün Edirne’nin önündeki tablo çok açık: Edirne üretiyor ama üretici kazanamıyor. Sınır kapılarından milyonlar geçiyor ama esnaf hak ettiği payı alamıyor. Tarihi ve kültürel zenginliği var ama turizmde hak ettiği yerde değil. Üniversitesi var ama gençlerini kentte tutacak yeterli nitelikli istihdam yaratılamıyor. Bereketli toprağı var ama çiftçi toprağından kopma noktasına getiriliyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Edirne’ye yalnızca bir sınır kenti olarak bakmıyoruz. Edirne Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısıdır. Balkanlar’a uzanan elidir. Ülkemizin tahıl ambarlarından biridir. Cumhuriyet’in serhat kentidir. Bizim hedefimiz; çiftçinin yeniden kazandığı, esnafın kepenk kapatmadığı, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı, üniversitesiyle bilimin, tarlasıyla üretimin, tarihiyle turizmin merkezi olan güçlü bir Edirne’dir. Çiftçinin ürettiği, esnafın kazandığı, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir Edirne mümkündür. Bunun yolu üretimden, dayanışmadan, örgütlü mücadeleden ve halkın iktidarından geçiyor. Çiftçi üretecek. Esnaf kazanacak. Gençler geleceğe umutla bakacak. Edirne büyüyecek. Türkiye kazanacak. 104 yıl önce 30 Ağustos’ta bağımsızlığımızı nasıl birlikte kazandıysak, bugün de ülkemizi içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal darboğazdan birlikte çıkaracağız. Cumhuriyet’i Demokrasiyle Taçlandıracağız. 30 Ağustos Zafer Bayramımız bir kez daha kutlu olsun.
05.10.2022
24.09.2022
24.09.2022
19.09.2022
19.09.2022
12.09.2022
12.09.2022